SU DEĞİRMENLERİ

Karadeniz de, tarihe tanıklık etmiş su değirmenleri, tek tek yok oluyor. Günümüz koşullarında ihtiyaç duyulmadığı için, harabeye dönüşüyor. Osmanlı zamanında bir yerin yerleşim yeri olabilmesi için medrese, cami, değirmen olması şarttı. Doğanın dokusuna uygun bu yapılar, zamana yenilmiş, sayıları çok azalmıştır.
Yakın zamana dek kullanılan geleneksel su değirmenleri en çok 2 x 2 m boyutlarında olup bir taş kemer üzerine oturtularak, ahşap ve taş yığma tekniğiyle inşa edilmektedir. 50-60 cm çapında iki yuvarlak taş su gücüyle dönerken, taşların ortasındaki delikten dökülen mısır tanelerini öğüterek un haline getirmektedir. Bu tarihi yapılar köyün ortak malıdır. Kocaman anahtarı ve bakımı mahallede bir aileye teslim edilir. O evin kadını, erkeği anahtarı kime verdiklerini takip eder.
Bence su değirmenleri doğu karadeniz’in en sevimli yapılarıdır. Görülmeye değer olan değirmenler, su sesi ile çalışırken insana ayrı bir huzur verir. Mısır öğütülürken etrafı saran koku ise enfes dir. Her sene karadenize, köyüme giderim. Mahallemdeki değirmenin, hala dimdik, çalışır durumda olduğunu görmek beni sevindirir. Izgaradaki yapraklarını temizlerim. Yosunlu dik taş merdivene bakarım. Fısıldarım “Ben geldim”.
Meltem Nural Sönmez Özdemir