OCE ŞENLİĞİ

Doğu Karadeniz’de sahil yolu projesi daha hayata geçmeden önceydi. Köyümüzün girişinin devasa Ihlamur ağaçlarıyla sarmalandığı zamanlardı. Betondan yapılmış olan “DURAK” ta nefes alırdık, oradan başlardı yolculuklar ya da orada biterdi..

O günlerde, deniz kıyısını Oceliler ve çevre köyler kullanıyordu. Ama şairin değişiyle o zaman anlamalıydık bu ilişkinin yazgısını, takvim tutmazlığını…

Özel bir şirket çok sevdi bizim elleri. Geldiler, köyde dereye ve yola yakın bir yerde arazi satın alarak bir çay fabrikası kurdular. Fabrika her ne kadar köyden işçi istihdamı yapsa da bizim için önemli olan ekolojik olarak verdiği zarardı. Bu özel şirket daha sonra, Oceliler’in ve çevre köylülerin kullandığı deniz kıyısında bölgede çokça yaygın olan suni alabalık çiftliği ve ücretli plaj kurmak istedi.

Bu kadarı bizim kabul edebileceğimiz bir şey değildi.

Ellerimizde “Balık havuzunda değil denizde yüzmek istiyoruz” yazılı pankartlarla sahile indik, direniş başlattık. Hukuki süreç devam ederken şirket de, köy halkı arasında fikir ayrılıkları yaratmaya çalışıyordu.

Bu ayrılıkların, huzursuzlukların kısa zamanda sona ermesi için Ankara’da yaşayan bir grup Oce’li, köyde birlik beraberlik ve kardeşlik için bir şenlik düzenlenmesi amacıyla harekete geçti. Bu amaçla başlayan çalışmalar doğrultusunda ilk Şenliğimizi 1997 yılında yaptık.

O zamandan başlayan Şenlik geleneğimiz aksamadan bu yıla kadar geldi. Her ne kadar ilk yaptığımız şenlikler gibi uzun süreli ve yemekli olmasa da her yılın kendine özel dinamiği ile tutunduğumuz bu dalı bırakmadan, bizi biz yapan her öğeyi barındırdığı için şenliğimize daha çok sahip çıkarak devam ediyoruz.

Şenliğin başladığı yıllarda doğan çocuklarımız sunuculuk yapıyor, kendilerini ifade ediyor ve sosyalleşiyorlar, yaylacılık başka bir boyuta taşınsa da ilk gün yayladan geliş mutlaka canlandırılıyor, artık aramızda olmayan büyüklerimizi anıyor, oratoryolarla çok sesli bir boyut kazandırıyoruz,

Turnuva ve maçlarla renklendirip, yarışmalarla eğleniyoruz. Türkülerle, şarkılarla coşuyor horon, atma türkü ve elbette tulumla biz oluyoruz. Ne mutlu bize, Ne mutlu şenliğimize…