YENİYOL (OCE) KÖYÜ TARİHÇESİ

Tarihi verilere göre, 1502-1509 tarihlerinde dedelerimiz anayurtları olan Orta Asya’dan göç, ederek Anadolu’da Horasan-Hasankale’nin Yaşinel beldesine yerleşir. Molla Selim oğlu Kulaziz Ağa, çetin yollardan Üsküt Dağı’nı aşarak, Hemşin ilçesinin on bin köyünden biri olan Zuğa Köyü’ne gelir ve yerleşir. Kendisi yaşlıdır; orada (Zuğa) ölür. Dağlık bölge geçim koşulları açısından elverişsizdir. Altı oğlundan beşi, diğer kardeşlerini (Zekeriya amcanın dedesini) geride bırakarak, daha iyi bir yöreye yerleşmek ve daha rahat bir yaşam sürmek için Zuğa’dan ayrılarak Atına (Pazar) ‘ya inerler ardından Hopa istikametine doğru yönelen beş kardeş; Datin Mehmet; Dagül, Hira Ali, Osman ve Hasan, Ardeşen’den sonra Işıklı köyü’ne geçip, şimdiki Yeniyol deresinin yukarı doğru sol tarafından, Avcılar (Keriyesi) yolu ile önce Datın Mehmet’in yerleşeceği Öce’ye ( Köy sonradan Öce ismini alacaktır ) gelirler. Hira Ali ile kardeşi Osman Kanlıdere’den yukarı, Davran’a çıkarlar ve orada kalırlar. Dagül ile Hasan Viçe’ (Fındıklı ) geçerler. Dagül burada kalırken, Hasan Hopa’ya doğru yola devam eder, ancak kendisinden bir daha haber alınamaz.

Dagül hayvancılıkla iştigal etmeyi düşünerek, yaylacıların Fındıklı deresi ve Feriki yolu ile Pishala’ya çıkması ve yerleşmesi işleri ile meşgul olur. Hira Ali ile beraber kalan kardeşi Osman henüz çok gençken ölür. Geriye Zuğa’da kalan kardeşleri Zekeriya Öztürk Amca’nın dedesi İslam hariç, bu yörede üç kardeş kalır. Datın Mehmet Öce’de, Dagül yaylacılarda; Hira Ali Davran’da yerleşmeye karar kılarlar. Datın Mehmet köye yerleştiği zaman köy tamamen boş ve kimsesizdir. Aşağı böle sıtmalıdır, dolayısıyla yukarı köyün ( şimdiki Cumhuriyet Mahallesi ) şimdiki cami ırmağını hudut olarak alır ve Çekeloklar’ın zirvesine doğru suyun akışını saptar. Güneydoğu bölgesini hegemonyası altına alır. Cami ve mezarlığı kendi tarafında kurar. Çok eşlidir. Araziye çok bağlıdır; çocukları çoktur. Kendine özel bir konak inşa eder. Yeri Dr. Hasan’ın şimdiki ev yeridir. (cami ile mezarlık Kazım Akman’ın şimdiki bahçesinin ortasıdır.) bu şekilde hayatına yön verir.

Zuğa’dan aynı ırktan gelen Hemşinli Şişman Öce’ye yerleşmek ister. Ancak Datin Mehmet’in saptadığı hudut olan, anılan şimdiki cami suyundan ileri geçemez. Dolayısıyla kuzey bölgede ikamet etmeye mecbur olur. Şimdiki küçük öce mevkiinde, hayvancılık için mezra oluştururlar. Oradaki yerleşim normaldir. Köy, muhtarlık olarak Işıklı muhtarı tarafından yöneltilmektedir. Küçük Öce mezrasında o dönemde oldukça kalabalık sayıda küçük ve büyük baş hayvan olduğu bilindiğinden ve birilerinin gözü bunu götürmediğinden, Işıklı Köyü’nden bir zat tarafından devletten vergi kaçırıldığı vergi memurlarına ihbar edilir. Vergi memurları anılan mezrayı aniden basmak isterler. Avcılar yolu anılan mezraya gidilir; ancak ihbar asılsızdır. Muhtar, bu ihbarı kendisine hayvan ürünleri gitmediği için yaptırmıştır.

Vergi memurları daireye geri döndüklerinde, ilgili birim ( kaza ve nahiye ) amiri söz konusu bölgeye nereden gittiklerini sorar. Bunun üzerine memurlar Avcılar Keriyesi’nden ( yolundan ) gittiklerini söylerler. Bu nedenle köyün ismi zamanın yetkilileri tarafından kayıtlara Avcılar Keriyesi olarak geçirilir. Bu tarihten sonra da köyün mülki idaresi köy sakinlerine bırakılır. Ancak yasa gereği köyü, seçim ile gelen imam idare eder.

Ayrılan imam Hacı Şahin oğlu, ağaların kasadarlığını (Kavas) yapan zatın babası Şişman Dede’nin torununun isminden kimse bahsetmemiştir, ama geleneklere göre Küçük Öce mezraları ihbar vs. ile tedirgin olunca, ikinci bir mezra kurma gereksinimi duyulur. Datın Mehmet, Fındıklı, Meyvalı Köyü’nün üst tarafında. Öce’den yaya yaklaşık beş saatlik mesafede, Papüzen denilen yörede bir mezra arsasına sahip olur, ancak bu arsaya yine Şişman’ı ortak etmez. Ona sadece Tuncalılara (Tatoğulları) hudut bir arazide, hem mezra, hem de meşelik olarak alınan arazinin aşağı kısmından az bir yer gösterir.

Geçim hayvancılık olduğu için Şişman Dede Datın Mehmet’e dağlara çıkıp, orada yayla açmayı teklif eder. Datın Mehmet kabul etmez, çünkü yıldızları barışık değildir. Şişman, cesur ve girişkendir. Çifte taş pınarından başlayarak, şimdiki konak yerlerini (mal yatağı ve ortağı) zaman zaman açarak, bugünkü yaylamız olan Balıklı Yaylası ’nı bulur ve kurar. Bu yaylanın üç payından ikisi Şişman’ın, biri Zenimos ve Salınköylüler’ın olur. Şişman ile Datin Mehmet’in aralarında bir anlaşmazlık baş göstermiştir. Bu süre içerisinde her ikisinin de çocukları olmuş ve belli yaşlara gelmişlerdir. Her biri evlenecek çağdadır ve aile çok kalabalıklaşmıştır. Datın Mehmet; Konak harici üç ev daha inşa etmiş, eşlerine ve çocuklarına bu evleri taksim etmiştir. Bu arada Datın Mehmet’ın oğullarından Hasan Hüseyin, Şişman’ın kızı Azize’ye aşkını ilan eder ve kıza gizlice nişan ve söz yüzüğü verir. Ancak Şişman, yukarı bahsi geçen arazi ve diğer anlaşmazlıklar nedeni ile kızı Azize’yi Datin Mehmet’e gelin vermek istemez. Sorun giderek büyür ve Selim Efendi’nin evi ile Hasan oğulları’nın evi arasında silahlı çatışma çıkar. Sonuçta ölen ya da yaralanan olmaz. Bu durumu gören akıllı kız Azize, ne babasından, ne de yardan vazgeçemeyince, aradaki sorunu çözebilmek için çareyi intihar etmekte bulur. Geceden Masarut Deresi’ne iner ve orada tespit ettiği büyüdükçe bir gölün yanında durur. Sevgilisi Hasan Hüseyin’den aldığı o anlamlı yüzüğü taşın üstüne koyar; entarisinin içini ( koynunu) taş ile doldurup, göle atlamak sureti ile canına kıyar. Aile kızı aramaya çıkar; cesedi gölün içinde bulurlar. Azize’nin erkek kardeşi olayı Hasan Hüseyin’den saklamak için, cesedi gece yarısı götürüp, şimdi Gurupıt Boğazı denilen yerde fener ışığı ile açtığı mezara, sevgilisinin yüzüğünü de göğsünün üstüne koyarak defneder. Ancak defin sırasında fenerin ışığını gören ve yerini tam olarak tespit eden bir vatandaş Azize’nin sevgilisi Hasan Hüseyin’e bu yeri tarif eder. Hasan Hüseyin mezarı açar; son olarak sevgilisini görür ve yüzüğü geri alır. Evine dönerken, Azize’nin evinin yukarısından geçer ve Azize’nin kızkardeşlerine,” Ben emanetimi aldım,” diye seslenir.

Bu hadise üzerine akrabalar arasında kaçınılmaz bir savaş gündeme gelir. Bu nedenle taraftar toplamak gerekmektedir. Datın Mehmet yaylacılardaki kardeşi Dagül’ü köye yanına çağırırsa da, Dagül ikna olup gelmez; gelmemekte de direnir. Öte yandan Davran’da oturan Hira Ali, yaylaya ortak olacağı için Şişman’ın karşısına çıkmak istemez ve bu nedenle ağabeyi Datın Mehmet’in yanına gelip, taraf olmaz.

           

Şişman da hiç durur mu? O da gider, Zenimos Köyü’ne yerleşen kardeşi Memiş’i getirir köye. Ancak kendisine destekçi olması için ona araziden pay vermeye kıyamaz; şimdiki camii tarafı olan kinar payı verir. Datin Mehmet de kendisine destekçi olarak, Zenimos’da oturan, kendisiyle herhangi bir akrabalığı bulunmayan Akup’u getirir.

Akup, Zenimos’un yerlisi Dali Ahmet oğullarından bıkmıştır; bu nedenle memnuniyetle gelir. Datin Mehmet kan kardeşi ilan ettiği Akup’a arazisinin orta yerinden bir mülk verir. Yapılan bu hazırlıklara karşın, Datin Mehmet ile Şişman arasında sonunda barış sağlanır. İlk şimdiki cami lojmanının alt tarafına bir cami kurulur. Datın Mehmet’in konağından camiye ve Şişman ile Memiş’in mahallesine yol bağlanır. Cami suyunun üstüne ahşap köprü yapılır. Mezarlığın da caminin yanına kurulması kararlaştırılırsa da, Datın Mehmet ölülerini oraya defnetmez. Şimdiki köyün büyük gömülüğüü köye vakfeder ve ölülerini oraya defneder. Datın Mehmet yayla için Corak ve Çapuklı’ya gitmektedir. Hira Ali, Şişman ile anlaşmış olarak Balıklı Yaylası’na devam ederken, bir talihsizlik olur; Tuncalı biri her nedendir bilimez, Hira Ali’nin oğlu veya torunu Eyüp ile feci şekilde dövüşür. Tuncalı ağır bir bıçak yarası alır. Eyüp yaptığını bilen bir delikanlıdır. Yaylacılar dere yolu vasıtasıyla köye inmek ister. Eşi kendisine neden dere yolu gittiğini sorup, “ Sen erkek değil misin? Şalvarı (pantolonu ) çıkan karı gibi neden dereden gidiyorsun?” deyince, bu sözleri gururuna yediremeyen Eyüp, sırt boyu köye inmeye karar kılar ve aynı yoldan yürür. Ancak, Balıklı’da ağır ağır yaraladığı Tuncalı’nın kardeşleri mağara sırtında Eyüp’ün yolunu beklemektediler. Hemen Eyüp’ü yaylım ateşine tutup, öldürürler ve ardından kaçarlar. Eyüp’ün mezarı hala mağara sırtındadır.

            Ağır kış şartları yaşamını etkileyince Dagül yaylacılarda ikamet edemez konuma gelir. Bu durum karşısında Öce’ye; kardeşi Datın Mehmet’in yanına gelmek ister.  Ancak Datın Mehmet, ona ihtiyacı olduğu zaman, kardeşinin yanında olmadığını unutmamıştır. Bu nedenle bu isteği kabul etmez. Ancak Dagül çok ısrar edince, şimdi Şinasi Atagün’e ait olan evin yukarısındaki bostanın başında, bir bagan yapıp oturmasına müsaade eder. Ama Dagül burada barınmayıp, geri yaylacılara döner. İleriki bir tarihte Datın Mehmet ile Dagül barışır, anlaşırlar. Dagül köye sürekli olarak yerleşir, burada mülk edinir. Ayrıca mera arazilerde de hak sahibi olur.

            Akup da aynı haklara sahiptir. Dagül bir çocuğunu tekrar yaylacılarda oturtur. Şişman’ın açtığı yayla yolu konak (yatak ) yerleri Sarıhopa, Yedikardeş, salaphur, Teğgut, Sapuet, Yokuşdibi, Çamdibi kayadibi’dir. Çamdibi’ndeki yatak yeri Hamitoğlu Şaban Ali Ayyıldız tarafından açılmış olup, onun ismini taşımaktadır. Ayrıca Sıprona, Kayadibidüzü, Eyüp’ün Konağı, Topunyatağı, Mağara, Uzun Kar isimli konaklama ve yatak yerlerini açar ve bu anılan yerlere sahip olur. Balıklı Yaylası ve yollardaki konaklama yerlerinin tüm haklarına kız alışverişi vasıtasıyla Datın Mehmet, Dagül ve Akup sahip olurlar. Hira Ali’nin soyu Haral oğlu namı ile anılır. Eyüp’ün ölümünden sonra yaklaşık iki asırdır. Balıklı yaylası’na gitmemişlerdir. Bunlara Eyüp oğlu da denir. Tarlan,Tank,Kibaroğlu, Grup ve Hatıoğlu Öztürk yaylacılarda, Vezirler Yıldız, Bürbülen (Köseler ) Küçükşahin, Meyvalı’da, Köseler, Şah oğulları ve Abazalar Öztijaklar, Hatıoğulları yaylacılarda, Adapazarı’nda, Küçükşahinler İstanbul Beykoz’da yerleşmişlerdir. Eyüp oğullarının Ordu ili Perşembe ilçesinde akrabaları vardır.

            Akup-Yakup oğulları; Altay, Alasgil, Yavuz soyadı ile Yeniyol’da ve Sakarya Akçakoca ve Kuruçeşmede yerleşmişlerdir.

            Dagül’ün nesli Atagün, Dagüloğlu, Dağgül soyadı ile Yeniyol’da, yaylacılarda ve Sakarya’da yerleşmişlerdir.

            Datin Mehmet’in nesli, Şütünoğulları, Ayyıldız,  Akşimşek, Yaşinel, Şerif oğulları, ve Hüseyin oğulları Akman, Osman oğulları  Kızıltan  soyadını almışlardır. Sevdi oğullları, Baltacı Meyvalı, Akçakoca ve Kocaeli’nde otururlar.

            Zuğa’da kalan Zekeriya Öztürk amca’nın nesli Hemşin Zuğa’da (Çamlıtepe) İslam oğulları Zekeriya.

Kaynak: Fuat ALYILDIZ